2 Eylül 2008 Salı

MÜZİK YA DA GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ...

Teknolojiyle pek fazla haşır neşir değilimdir. Kendisinden tabiki hoşlanırım ama aramızda tutku dolu vazgeçilmez bir bağ yok ve asla da olmadı. Gündelik yaşama dair -olmazsa olmaz- araç ve gereçlerin benim elime, keyfime, zevkime uygun olmaları ve işimi görmeleri hep yeterli olmuştur benim için. Üst modellere ve daha da ötesi kavramlara dair ilgim ve bilgim olmamıştır ne yazık ki. Hatta böylesi muhabbetlerde kendimi üvey evlet hissedecek kadar uzak kalmışımdır günümüz teknolojisine...

Evimin ve işyerimin ayrı yakalarda olmasından dolayı haftanın 6 günü ve her günün yaklaşık 4-5 saatini toplu taşıma araçlarında geçiren biri olarak teknolojinin toplu taşıma araçlarına yansıma biçim ve oranıyla ilgili ister istemez bilgi sahibi olmaktayım. Sanırım son dönemlerde bu anlamdaki en kayda değer değişme, -otobüste kitap okuma- trendinin yerini -ipod veya cep telefonuyla müzik dinleme-nin almış olması. Hala benim gibi ısrarla kitap okuyanlar olsa da, bu sayı günden güne azalmakta ve neredeyse bir elin beş parmağını geçmemekte ne yazık ki. Bu konuda yorum yapmak ne kadar doğru olur bilmiyorum aslında. Sonuç olarak bu bir tercih meselesi ve kimseye kitap okumak yerine neden müzik dinliyorsun deme hakkına sahip değilim. Hem her an her yerde müzik dinleyebilme özelliği ile her an her yerde kitap okuyabilme özelliği de tamamen farklı şeylerdir. Kitap biraz da yapısı gereği daha sessiz, rahat, uzun ve kesintisiz zaman dilimlerini tercih eder okunmak ve hazmedilmek için...Ve tabi ki herkesin benim gibi kitap okurken kendini kaybedip, dış dünyayla bağlarını koparma özelliğine sahip olmasını bekleyemem. Sırf bu yüzden kaçırdığım durakların, söylendiğim şoförlerin, yediğim azarların haddi hesabı da yoktur. Eee diyecek birşey yok tabi ki, ne de olsa bu da benim tercihim...:))

Ipod ve benzerleri, kullanım hatası sonucu sağır yapmak, dikkat dağıtmak vb yan etkilere sahip olsa da, bitmek bilmeyen yol ve trafik sıkıntısını bir nebze azaltan bir araç aslında. Bir adı -eziyet- olan İstanbul trafiğine kısmen neşe ve eğlence katan bir faktör, bir nevi zamandan tasarruf...Bu nedenden ötürü de, hem kullanıcı sayısı gün ve gün artmakta hem de kullanan profili büyük bir çeşitlilik göstermekte. En son geçen hafta 70 yaşlarında ak saçlı, nur yüzlü bir dedenin kulağında ipod vardı mesela :))

Fakat hemen hemen her konuda olduğu gibi bunda da yazık ki sınırlarımızı zorlamaktayız. Her gün ev-iş arası mekik dokurken, kendi ipod'um olmadığı halde, olanlar sayesinde Serdar Ortaç'tan Metallica'ya kadar binbir çeşitte şarkıcı ve grup dinlemekten gerçekten sıkıldım ve yoruldum. Kulaklık bireysel bir aksesuardır ve kişi kendi şahsına yönelik kullanır. Ama son dönemlerde, kendi şahsi kulaklıklarını bir radyo istayonu gibi kullanıp yayın yapan ve çevresindeki herkesi bu yayını dinleme mecburiyetinde bırakan kişi sayısında müthiş bir artış var ne yazık ki. Hele ki toplu taşıma araçlarında metrekareye düşen insan sayısını göz önüne aldığımızda kulak başına düşen -fm- sayısı da oldukça fazla olmakta...

Dediğim gibi herkesin tercihi kendinedir. Müzik dinlemek isteyen, istediği yerde ve şekilde müziğini dinler. Kimin hangi tarz müziği dinleyip hangi sanatçıyı sevdiğine karışamam. Serdar Ortaç dinleyene de, Metallica'yı sevene de bana uymasa bile, laf edemem. Saygı duyarım. Duymam gerekir. Ama müzik dinlemek ve gürültü kirliliği yapmak farklı şeylerdir. Müzik dinlemek yerine gürültü kirliliği yapmaya, ve bu kirliliğe beni maruz bırakmaya da kimsenin hakkı yoktur. İşte bu konuda da ben saygı beklerim.

Lütfen sınırlarımızı bilirken ve çizerken biraz daha dikkat edelim. Hem de her konuda...

11 yorum:

tnrzclk dedi ki...

başkalarının özgürlüğüne ket vurmadığımız sürece özgürlük :)

beenmaya dedi ki...

aynen öyle :))

Kasımpatı dedi ki...

Başkalarının özgürlüğü bizim özgürlüğümüze ket vurmadığı sürece..

Saygı beklemekte çok haklısın beenmaya...Yazdığın her kelimeye katılıyor ve önünde saygıyla eğiliyorum..

beenmaya dedi ki...

@kasımpatı: eğilmek ne demek arkadaşım birbirimize saygı duymamız yeter :)) sevgiler...

Kasımpatı dedi ki...

Teşekkür ederim..Sözün gelişi öyle söyledim :) Fakat bu duyarlılıkla hak ediyorsun.
Sana sonsuz saygılar gönderiyorum..
Sevgiyle kucaklıyorum bir de..OK?

beenmaya dedi ki...

@kasımpatı: hah bak şimdi oldu işte. sevgiyle kucaklanmaktan daha güzel birşey var mıdır ki :)) sevgi, saygı ve sıcacık bir kucaklamada benden o halde :))

oriflame dedi ki...

selam sana reddedemeyeceğin bi teklifle geldim.Oriflame üye olup ürünlerini %30 ucuza alıp,sattığın ürünlerdende net %30 kar elde edebilirsin.üye yaparak direktör seviyesine ulaşıp 1000$ kazanabilirsin.işe başlayıp işi bitiriş saati senin elinde olan kendi işinin patronu olmaya ne dersin teklifimi düşündükten sonra aramıza katılmak istersen blogumdaki güzellik danışmanı başvuru formunu doldurarak sende ailemizden biri olabilirsin.cevabını olumlu yada olumsuz bloguma yorum yazarak bırakırsan sevinirim

Kasımpatı dedi ki...

Merhaba oriflame,

''Sana'' dediğin kim ki? Pek anlaşılmamış..
Bu sayfada 3 kişi var.Hangisine?

Ayrıca bu blog Aladdin ve 10 ablasının,biliyorsun.Hepimiz ORİFLAME üyesi olalım mı istiyorsun? O demek mi oluyor?

Valla kafama takıldı yazdım : )))

beenmaya dedi ki...

@oriflame: kasımpatı hepimiz adına konuşmuş sanırım.

@kasımpatı: sağolasın :))

ela dedi ki...

Sürekli karşılaşırız böyle insanlarla. hayat umurlarında değildir. O kulaklığı takar kulağına yanındakini hiç düşünmezki rahatsız mı değil mi...
insan olmanın vasiıflarından biri olan "başkalarına saygı" maalesef gün geçtikçe azalıyor. vay bundan sonra doğan, büyüyenlere...

beenmaya dedi ki...

@ela: ve günde güne insanlıktan biraz daha uzaklaşıyoruz ne yazık ki öyle değil mi...